MUTFAK GÜNCESİ

Ad:
Konum: izmit, Turkey

İletişim: mutfakguncesi@gmail.com

Salı, Şubat 28, 2006

DOMATES ÇORBASI


Sofralarımızın, özellikle kış aylarında vazgeçilmezidir çorbalar. Hele benim gibi yemek seçen çocuklarınız varsa kurtarıcıdır. Bizim evde çorbaların en çok tercih edileni tarhana çorbası. Mercimek ve domates ikinci sırayı paylaşıyor.

Malzemeler (4 kişilik)

Yarım litre domates suyu
Yarım litre soğuk su
2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı sıvıyağ
1 yemek kaşığı tereyağ
1 çay kaşığı tuz
Üzeri için; rendelenmiş kaşar

Yapılışı

Tencereye sıvıyağı ve tereyağı koyup, unu ekleyin ve kısık ateşte 2-3 dakika kavurun. Üzerine soğuk suyu ekleyip hızlı hızlı karıştırın. Domates suyunu ve tuzunu ekleyip karıştırarak kaynatın. 1-2 dakika kanadıktan sonra ocaktan alıp, üzerine rendelenmiş kaşar ilave edin ve servis yapın.

Not: 1-Çorbanın tuzunu eklemeden önce domates suyundaki tuz miktarını tadarak kontrol etmenizde fayda var.
2-Servis yaparken üzerine küçük küçük doğranmış ve fırında kızartılmış ekmekler koyabilirsiniz.

Cumartesi, Şubat 25, 2006

ŞIK KÜRDANLAR

Masaya ve kürdanla servis edilen yiyeceklere güzellik katan boncuklu kürdanlar. Mavi boncuklar, takı yapımında kullanılan cam boncuklardan. Pembe olanlar ise, kopan bir kolyeden arta kalan boncuklar.

(Haftaiçi bu yazıyı hobi sayfasında yayınlamıştım, ama mutfakla yakından ilgili olduğu için burada da yayınlamayı uygun buldum.)





Cuma, Şubat 24, 2006

ELMALI CEVİZLİ KEK


Haftasonu bütün aile fertleri evde olduğundan, sık sık çay demliyoruz ve çayın yanında yenecek birşeyler aranıyor. Çocuklar için besleyici, benim için de yapması kolay olduğundan ve çayın yanına da çok yakıştığı için genellikle tercihim kekten yana oluyor. Yumurta, şeker, süt, sıvıyağ+tereyağ ve un'dan oluşan temel bir kek tarifim var. Bunun içine limon kabuğu ve suyu koyarsam, limonlu kek, portakal koyarsam portakallı kek oluveriyor:) Bu defa, aşureden artan dövülmüş cevizi ve tarçını ekledim. Üzerine de bir elma doğradım, elmalı cevizli kek oldu. Pişen elmalar öyle güzel bir lezzet verdi ki, bir daha ki sefere bir elma da içine doğrayacağım.

Malzemeler

3 yumurta
1,5 su bardağı tozşeker
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı sıvıyağ
50 gr eritilmiş tereyağ
2,5-3 su bardağı un
1 çay bardağı dövülmüş ceviz
2 çay kaşığı tarçın
1 paket kabartma tozu
1 elma

Yapılışı

Yumurta ve şekeri mikserle 4-5 dakika çırpın. Eritilmiş tereyağına sıvıyağ ekleyerek ılınmasını sağlayın. Çırptığınız yumurtalara,yağ karışımını, sütü, unu ve kabartma tozunu ekleyip pürüzsüz bir karışım olana kadar çırpın. Tarçın ve cevizi ekleyip, 1-2 dakika daha çırpıp, yağlanmış kalıba yada tepsiye dökün. 1 elmayı ince dilimler halinde doğrayıp, üzerine dizin ve 180 derecede pişirin.

Çarşamba, Şubat 22, 2006

MANTI & ERİŞTE

Dün baharı müjdeleyen bir hava vardı İzmit'te. Zeynep (5 yaşındaki kızım) kahvaltısını yaptıktan sonra pencereyi açıp dışarıyı seyretmeye başladı. Yan apartmandaki komşumuzun kızı da cama çıkmış, Zeynep'i çağırdı evlerine, bizimki okul saatine kadar sıkıntıdan ne yapacağını şaşırıyor zaten, durur mu, hemen giyinip, gitti. Bana da mantı yapmak için sessiz, sakin, güvenli bir mutfak kaldı:) (Zeynep evdeyken hamurişi yapmak demek, bütün mutfağın unlanmasını göze almak demek, un ve hamurla oynamayı çok seviyor çünkü)

Malzemeler

4 su bardağı un
1 su bardağı su
1 yumurta
2 çay kaşığı tuz

iç harcı; 250 gr yağsız kıyma
1 baş soğan
tuz, karabiber

sosu için; sarmısaklı yoğurt
tereyağı
nane, pulbiber


Yapılışı

Un ve tuzu yoğurma kabına alıp, ortasına yumurtayı kırıyoruz. Suyu unun üzerine serpip yoğurmaya başlıyoruz, hamur elimize çok kuru gelirse çok az su ilavesiyle, sert ve pürüzsüz bir hamur elde edene kadar yoğuruyoruz. (Hamurun olabildiğince sert olması önemli) Bezelere ayırıp, 3-4 mm kalınlığında açıyoruz. 2x2 cm'lik kareler halinde kesip, içine, rendelenmiş soğan, kıyma, tuz ve karabiberle hazırladığımız harcı koyuyoruz. Bohça veya üçgen şekilde kapatıyoruz. Bu ölçüde yapılmış mantıyı haşlamak için 2-2,5 litre kaynar su 1,5 tuz yeterli oluyor.20-25 dakika pişirdikten sonra, tencerenin dibinde fazla su kalmıyor, kalan az miktardaki su da mantıyla birlikte tabaklara servis edilebiliyor.

(Ben mantıları önce 10-15 dakika kadar fırınlıyorum, sonra suda pişiriyorum, isteyen fırınlamadan hemen pişirebilir)

Tabaklara aldığımız mantıyı, sarmısaklı yoğurt ve tereyağında kızdırılmış nane-pulbiberle servis ediyoruz.


Aynı hamurdan erişte de yapılabilir. Erişteyi kestikten sonra 200 derece fırında 15-20 dakika fırınlarsanız ve soğuduktan sonra bir kavonoz ya da bez torbada saklarsanız uzun süre dayanır.

Salı, Şubat 21, 2006

TAKVİM YAPRAĞI


(Resimleri büyütmek için üzerine tıklayın)


Takvim yapraklarını okumayı çok seviyorum. Özlü sözler, geçmişten o güne dair küçük anektodlar ve hatta bugün doğanlara isim:) bölümü bile hoşuma gidiyor. Masamda bir çalışma takvimi, mutfağımda da yapraklı bir takvim var. Çalışma takviminde kişisel gelişimi destekleyen, etkileyici cümleler var. Mutfağımdaki takvimde ise tarihte bugün, faydalı bilgiler vs.. ile kısa yazılar var. Bunlardan beğendiğim bölümleri paylaşmak istiyorum, işte 19 ve 20 şubat'ın takvim sayfaları...

Pazartesi, Şubat 20, 2006

ÖNEMLİ

Son günlerde saygı ve edep sınırlarını aşan, beni de, site ziyaretçilerini de son derece rahatsız eden yorumlar oluyor maalesef. Bu sebeple bir süre yorumları onaylandıktan sonra yayınlacağım, anlayışla karşılayacağınızı umuyorum.

KUMPİR


Fast food türü yiyecekler bizim çocukların gözdesi. Ama güvendiğimiz birkaç yer dışında dışarıda yemek yiyemiyoruz. Zaten evde yaptığım kumpir, hamburger ve pizzayı daha severek yiyorlar, benimde içim rahat oluyor.


Büyük boy patatesleri yıkayıp, fırın tepsisine koyuyorum ve 200-220 derecede 2,5-3 saat kadar pişiriyorum.
Çıkarıp ikiye kesiyorum, içine, tuz tereyağı ve rendelenmiş kaşar ekleyip, karıştırıyorum. Üzerine isteğe göre bezelye, salatalık turşusu, mısır, sosis, ketçep, mayonez, vs.. ekliyorum.

Bizim çocuklar patatesi çok seviyorlar, hatta temel gıda maddelerimizden biri:) Çocuklara kızartma olarak yedirmeyi pek tercih etmiyorum patatesi, kuzinede ya da fırında bütün olarak pişirerek tüketmenin daha sağlıklı olduğunu düşündüğümden sık sık kumpir yapıyorum onlara.

Cuma, Şubat 17, 2006

TİRAMİSU

Sabah bilgisayarı açıpta, chessecake için gelen sitemkar mesajları görünce kendimi affettirmek için mutfağa koştum hemen. Ve ailece severek yediğimiz için tarifini gönül rahatlığıyla verebileceğim başka bir labneli tatlı yaptım. Tiramisu!


Malzemeler


1 adet iki katlı kakaolu hazır kek
1 su bardağı sıcak su
2 tatlı kaşığı neskafe
1 tatlı kaşığı şeker

Kreması için;
3 su bardağı süt
3 yemek kaşığı un
5 yemek kaşığı tozşeker
1 paket vanilya
1 kutu labne peyniri (200gr)

Üzerine; kakao, pudra şekeri

(Kekin her katını ayrı ayrı kullandığımız için, bu malzemelerden 2 tane pasta çıkıyor)

Yapılışı

Süt, un ve şeker ile kremayı pişirip, soğumaya bırakıyoruz. İyice soğuduktan sonra vanilya ve labneyi ekleyip 1-2 dakika çırpıyoruz. (ben fazla peynir tadı gelmesin diye labnenin2/3 sini koydum, isteyen tamamını koyabilir)
Bir bardak sıcak suya neskafe ve şekeri katıp eritiyoruz. Hazır keki iki ayrı servis tabağına alıp, neskafe ile ıslatıyoruz. Üzerlerine kremayı paylaştırarak döküp, süzgeçle kakao eliyoruz. Birkaç saat dolapta dinlendirdikten sonra şekilli kestiğimiz bir kağıt yardımıyla pudra şekeri eleyip, süslüyoruz. (ben hemen fotoğraflamak için dinlendirmeden pudra şekeri elediğim için, şeker biraz eridi)

Perşembe, Şubat 16, 2006

CHEESECAKE DENEMESİ


Cheesecake pek çok kişinin çok sevdiği birşey ama ben önyargımı kırmaya çalışarak tattığım cheesecake'leri hiç sevedim bugüne kadar, pişirmeden yapılanlarını tatmaya bile cesaret edemiyorum. Yine de belki evde yaptığım farklı olur, o kadar önyargılı olmamalıyım, diyerek internetten ve tatlı dergilerinden araştırdığım tariflerin içinden gözüme en güzel gelen tarifi kullanıp, cheesecake yapmayı denedim. Ama yok, artık iyice anladım, cheesecake benim damak tadıma hitabeden bir yiyecek değil!

(Kendim sevmediğim için tarif yazmak doğru gelmiyor ama yapmak için o kadar uğraştım, görüntüsünü de çok beğendim, fotoğrafını paylaşayım hiç olmassa diyorum:))

Pazartesi, Şubat 13, 2006

RENGARENK

Küçük kızımı anaokuluna götürdüğüm yolda tezgah açan bir sokak çiçekçisi var. Önünden geçerken hep çiçeklere bakarım, bazen de eve çiçek alırım. Genelde 1-2 çeşit çiçek bulunur tezgahında. Ama bugün çeşit çeşit çiçeklerle doluydu. Benim makinamda çantamdaydı tabii:)















Cumartesi, Şubat 11, 2006

REÇELLİ KURABİYE




Akşama Birsen'in davetlisiyiz. Giderken götürmek için, sabah erkenden kalkıp, portakal ağacı'nda geçen hafta gündemde olan böğürtlenli kurabiyelerden yaptım.
(İyi bir portakal ağacı okuru olduğumu zannediyordum, bu güzel kurabiyeleri nasıl şimdiye kadar görmemişim diye bayağı hayıflandım doğrusu. )

Tarifi uygularken, biraz yağı azaltayım, biraz ondan, biraz da bundan ekleyeyim derken epeyce deforme ettim ama, yine de sonuçta lezzetine de, seyrine de doyum olmayan kurabiyeler çıktı ortaya :)

Malzemeler

100 gr yumuşak tereyağı
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çay bardağı pudra şekeri
1,5 çay bardağı nişasta
2,5 su bardağı un
1 kaşık yoğurt (katı olacak )
1 yumurta ( sarısı içine, akı üzerine )
1 paket vanilya
yarım paket kabartma tozu
1 portakal kabuğu rendesi
(bu ölçülerden 25-30 tane kurabiye çıkıyor)

süslemek için; kırılmış fındık, reçel

Yapılışı

Un, nişasta, pudra şekeri, vanilya ve kabartma tozunu yoğurma kabına koyup üzerine yumuşak tereyağını ekleyin ve kumlu bir doku olana kadar ovalayın. Sıvıyağ, yumurta sarısı, yoğurt ekleyip, ele yapışmayacak yumuşak bir hamur yoğurun. ( Un az gelirse ilave edilebilir ) Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, parmağınızla ortasına çukur yapın, önce yumurta akına, sonra kırılmış fındığa batırıp tepsiye dizin. 175 derecede 25-30 dakika pişirin.

(fırına koyduktan 15-20 dakika sonra baktığımda ortasındaki çukurlar kabarıp, kaybolmuştu, tepsiyi çekip, oklavanın ucuyla tekrar çukur yaptım)

Kurabiyeler soğuduktan sonra ortalarına kaşıkla reçel dökün. (Ben dut ve portakal reçeli kullandım)

Not: Kurabiye tariflerinde, un ölçüsünün 1/3 ünü nişasta olarak eklediğimde daha iyi sonuçlar alıyorum.

Perşembe, Şubat 09, 2006

AŞURE



Aşure gününe kadar yapıp, tarifi ekleyebilmek için malzemeleri birkaç gün önceden almıştım. Ama bir türlü fırsat bulup yapamadım, tam aşure günü gelince yapmak kısmet oldu. Benim yaptığım pişmek üzereyken, komşumuz gönderdi bir kase. Bu hafta aşure trafiği yaşanır apartmanda, her gün yeriz artık:) Böyle geleneklerimiz komşulukları pekiştirmek için ne kadar faydalı.

Aşağıdaki ölçülerde yaptığım aşureden 15 kase çıktı. Malzemeler isteğe göre artırılabilir.


Malzemeler

2 su bardağı aşurelik buğday
1 su bardağı kurufasulye
1 su bardağı nohut
3 su bardağı tozşeker
1 su bardağı çekirdeksiz kuru üzüm
7-8 tane incir
1 kahve fincanı pirinç
1 portakal kabuğu rendesi
7-8 tane kuru kayısı (evde yoktu, ben koymadım)

Süslemek için; tarçın, ceviz, fındık, susam vs...


Yapılışı

Buğdayı akşamdan ayıklayıp, iyice yıkayın. Tencereye koyup, üzerini 4-5 parmak aşacak kadar su koyun, bir taşım kaynatın ve kapağını kapatıp, ocağı söndürün. Sabaha kadar bekletin. Kurufasulye ve nohutu da akşamdan ılık suya ıslatın, oda bir gece beklesin. Sabah hepsinin sularını süzün. Buğdayın üzerine sıcak su koyup orta ateşte yarım saat kaynatın. Fasulye ve nohutu da başka bir tencerede aynı şekilde yarım saat kaynatın ve süzüp, buğdayın üzerine ekleyin. Üzerini aşacak kadar sıcak su ekleyin. Malzemeler yumuşayıp, yenecek kıvama gelinceye kadar, arasıra karıştırarak pişirin. ( Ben 2 saat kadar pişirdim) Kıvamı koyulaşırsa kaynamış su ilavesiyle ayarlayın.

Üzümleri ve küçük doğranmış incirleri üzerini 4-5 parmak geçecek kadar su koyup, ayrı bir tencerede 15 dakika kaynatın. Suyunu süzüp pişmeye yaklaşmış olan aşurenin üzerine ekleyin. Pirinç, portakal kabuğu rendesi ve şekeri de ilave edip, 15 dakika, karıştırarak kaynatın, ocağı kapatın. Tencerenin kapağını kapatıp, yarım saat dinlendirdikten sonra kaselere paylaştırıp, süsleyin.

Ben süslerken tarçın, ceviz ve fındıktan başka bir de kavrulmuş susam kullanıyorum, çok yakışıyor. (Susamı teflon tavada 5 dakika kavurup, havanda azıcık eziyorum)

Çarşamba, Şubat 08, 2006

KATMER POĞAÇA



Geçen haftasonu pazar kahvaltısı için yaptım bu poğaçayı. Mayalı olduğu için yumuşacık, arasında yağ olduğu için de milföy gibi kat kat oldu, hepimiz çok beğendik. Yapımı sanki zahmetliymiş gibi görünüyor, ama değil.

(Tarif, ıspanaklı pastanın tarifini aldığım arkadaşımdan)

Malzemeler

1 su bardağı süt
1 çay bardağı sıvıyağ
1 yumurta (akı içine, sarısı üstüne)
20 gr yaşmaya (veya 1 yemek kaşığı kurumaya)
2 çay kaşığı tuz
2 çay kaşığı tozşeker
Aldığı kadar un (yaklaşık 3,5 su bardağı kullandım)

Arasına; 75 gr tereyağ (oda sıcaklığında yumuşatılmış)
100 gr beyaz peynir

Yapılışı

Mayayı çok az ılık suyla erittim. Ilık süt, sıvıyağ, tuz, şeker, yumurta akı ve un ile ele yapışmayacak yumuşaklıkta hamur yaptım. Mayalanmasını beklemeden 8 parçaya ayırdım. Her parçayı tabak büyüklüğünde açıp, üzerine yumuşak tereyağından ince bir tabaka halinde sürdüm. Hamurları üstüste dizerek, her parçada bu işlemi tekrarladım. En üsttekine yağ sürmedim. Üstüste dizilmiş hamurları fazla ezmeden yavaş yavaş 60-70 cm çapına gelinceye kadar büyüttüm. Sigara böreği sarar gibi kesip, arasına peynir koyarak sardım. 30-40 dakika mayalandırıp, üzerine yumurta sarısı sürdüm ve 180 derecede üzerleri kızarana kadar pişirdim.

Pazartesi, Şubat 06, 2006

SUCUKLU KURUFASULYE


Fotoğrafa bakıp ta güveçte kurufasulye yaptığımı zannetmeyin. Güveçte pişirecek kadar vaktim yoktu, ama sunum olarak güveci çok sevdiğim için düdüklüde pişirip, servis ederken güvece döktüm. Ne yapalım, yalancı tavukgöğsü, yalancı dolma oluyor da yalancı güveçte kurufasulye neden olmasın ?

Kurufasulye pişirmeye niyetlendiğimde, fasulyeyi akşamdan ıslatmamıştım bile. Ama böyle durumlarda pratik bir yol biliyorum, kapaklı bir kabın içine fasulyeleri koyup, yıkayıp, üzerine sıcak su koyuyorum ve kapağını kapatıp bir kenarda 1 - 1,5 saat kadar bekletiyorum, aynen geceden ıslatmış gibi oluyor. Sonra suyunu süzüp, tekrar sıcak su koyup, 5 dakika kaynatıyorum. Bu arada düdüklüde soğanı kavurup, sucuk ve salçayı ilave ediyorum. Fasulyeleride süzüp üzerine ekliyorum, üzerine çıkacak kadar su koyup, tuzunu da ekleyip 25 dakika kadar düdüklüde pişiriyorum.

Salça olarak yarı domates, yarı tatlı biber salçası koyuyorum, daha güzel renk çıkıyor. İstenirse içine 1-2 tane kurutulmuş acı biber de atılabilir ama bizim çocuklar yiyemediği için koymuyorum.

Cumartesi, Şubat 04, 2006

EK TATİL, EK ÖDEVLER...


Büyük kızım, çalışma masasından çok mutfak masasında ders çalışmayı seviyor. Bugün mutfak masasını paylaştık yine, bir köşesinde ben ıspanaklı pasta yaparken O'da diğer tarafında isteksizce ders çalıştı. Geçen hafta tatil kitabını bitirmişti aslında. Tatilin bir hafta uzatıldığını öğrenince - Anne, tatil kitabımıda bitirdim, istediğim kadar barbie oynarım bu hafta, diyordu ki önceki gün öğretmeninden, babasının cep telefonuna gelen mesaj hayallerini suya düşürdü. Şöyle başlıyordu mesaj ; Yarıyıl tatilinin uzaması sebebiyle öğrencilerimize verdiğimiz ek ödev listesi!!!

ISPANAKLI PASTA



Malzemeler

3 yumurta
1 çay bardağı sıvıyağ
1 su bardağı tozşeker
2 su bardağı un
1 su bardağı robotta çekilmiş çiğ ıspanak yaprağı
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya

Kreması

2 su bardağı süt
2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı tozşeker

Ayrıca; 1 su bardağı süt
1 paket kremşanti

Yapılışı

Ispanakları yıkayıp iyice süzdürdüm ve yaprak kısımlarını robottan geçirdim. Yumurta ve şekeri beyazlaşıncaya kadar çırptım. Sıvıyağ, un, kabartma tozu ve vanilya ekleyip biraz daha çırptım. Ispanakları ekleyip iyice karıştırdım ve yağlanmış kalıba döküp, 175 derece fırında 25-30 dakika pişirdim.
Krema malzemelerini karıştırıp, pişirdim ve soğuttum. Krem şantiyi 1 bardak soğuk sütle çırpıp, soğumuş olan diğer kremayla karıştırdım. Kekin kenar kısımlarını bıçakla kesip, çıkan kırıntıları rondodan geçirdim. (Bu kırıntılar krema döküldükten sonra pastayı süslemek için kullanılacak.)
Keki ikiye kesip, arasına ve üstüne krema sürdüm ve kırıntılarla süsledim.

(Tarif, önceki gün ziyaretine gittiğimiz bir arkadaşımıza ait. )

Çarşamba, Şubat 01, 2006

LOKUM HALİVE



Geçen haftasonu görüştüğüm arkadaşlarım bana çerkezlere özgü çok lezzetli bir hamurişi yaptılar. Aralarında 6-7 yıldır görmediğim bir arkadaşım da olduğundan, giderken heyecandan makinamı yanıma almamışım. Onların kamerasıyla birkaç kare çektim ama iyi çıkmadı. Ben de pazar sabahı tekrar yaptım, hem fotoğraf çektim, hem de nefis bir pazar kahvaltısı yaptık.
Benim aşağıda yazdığım ölçüler 4-5 kişiye rahat yeter, siz isteğinize göre ayarlayabilirsiniz.

Malzemeler

Hamuru için;
3,5 su bardağı un
1 su bardağı ılık su
yarım çay bardağı sıvıyağ
15 gr yaşmaya veya 1 tatlı kaşığı kurumaya
2 çay kaşığı tuz

İçi; 2-3 tane haşlanmış patates
1 küçük baş kurusoğan
3 yemek kaşığı sıvıyağ
tuz, karabiber, toz kırmızıbiber
1 çay kaşığı kurutulmuş reyhan

Kızartmak için 1,5 su bardağı sıvıyağ.


Yapılışı

Mayayı 1 bardak ılık suda çözündürün. Diğer malzemeleri de ekleyip, ele yapışmayacak, yumuşak bir hamur yapın. Ilık bir yerde, 1 saat mayalandırın.
Haşlanmış patatesleri ezin. Soğanı yemeklik doğrayıp, 3 yemek kaşığı yağda kavurun. Patates, soğan, tuz ve baharatları karıştın. (Bu iç malzemeye reyhan çok farklı bir aroma katıyor, eksik etmeyin derim.)

Hamuru 4 bezeye ayırıp, 3-4 mm kalınlığında açın. 10 x 10 cm kareler halinde kesip, iç malzemede koyun ve üçgen şekilde kapatın. Kızgın yağda kızartıp servis yapın.