MUTFAK GÜNCESİ

Ad:
Konum: izmit, Turkey

İletişim: mutfakguncesi@gmail.com

Çarşamba, Temmuz 26, 2006

GECE VE GÖKYÜZÜ


Modern şehir hayatının bizi yaratılış mucizelerinden uzaklaştırdığını ve pek çok tefekkür kapısını kapadığını yazmıştık daha önce. Geceleri sayısız yıldız ve güzeller güzeli ay ile muhteşem bir tablo olarak önümüze serilen gökyüzü de hakkını veremediğimiz mucizevi yaratılış sayfalarından biri. İlerleyen teknoloji, şehirlerimizi aydınlatırken bize yıldızların o şahane ışıklarını göstermez oldu ve tv ekranlarındaki sahte yıldızlarla! bizi oyalıyor. Büyük şehirlerde sokak ışıklarının oluşturduğu aura nedeniyle artık çok az yıldız görebiliyoruz. Aydınlatması, büyük şehirlere göre daha kısıtlı olan kırsal yerlerde yıldızların daha bir parlak olduğunu (göründüğünü) bilenlerimiz vardır.

1999' da yaşadığımız İzmit depreminde bölgesel bir elektrik kesintisi olmuştu hatırlarsınız. O günlerde 2-3 gecemizi çimenlerin üzerinde uyuyarak geçirmiştik. Elektrik kesintisinden dolayı tüm şehir karanlıktaydı. Ben yıldızların hiç o gecelerde olduğu kadar parlak ve sanki yeryüzüne düşecekmişcesine yakın olduğu başka bir zaman hatırlamıyorum, muhteşem bir manzaraydı. O zamandan beri gece dışarı çıktığımızda gökyüzüne daha çok bakar ve her seferinde yüce yaratıcının sonsuz kudretini daha bir hisseder oldum. Gördüğümüz bir tablo, basit bir resim bile bir sanatçının varlığını bildiriyor, her gece önümüze serilen bu harika tablo da bize onu sanatla yaratanı hatırlatıyor ve O'nun kudretini hissettiriyor.


Bize sadece küçük ışıkları ulaşan o yıldızlar, o muazzam kütleleriyle ve milyonlarcası bir arada nasıl oluyorda karışmadan, çarpışmadan, birbirinin yoluna çıkmadan ve büyük bir süratle hareket ediyor. Ve bu öyle kolaylıkla oluyor ki bu seyyarelerin ne yakıtı, ne dumanı ne de bir enerji kaynağı var. Aralarına konan sırlı cazibe (çekim kuvveti) akıllara durgunluk veren bir mucize. Güneş sistemimize benzeyen, sayısını dahi bilemediğimiz muazzam sistemler yollarından en ufak bir sapma göstermiyor, planlanmış yörüngelerde yüzüyorlar.


Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra arşa istiva eden, güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren Allah'tır. (bunların) her biri muayyen bir vakte kadar akıp gitmektedir... (Ra'd suresi, 2. ayet)

Güneş kendisi için belirlenen yerde akar. (Yasin suresi, 38. ayet)

Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir. (Rahman suresi, 5. ayet)

Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır. (Al-i İmran suresi, 190. ayet)

Pazartesi, Temmuz 24, 2006

ETLİ DOLMA

Malzemeler

6 tane küçük dolmalık kabak
6 tane dolmalık biber

iç malzemesi;
2 domates(küçük doğranmış)
1 baş iri soğan(ince kıyılmış)
150 gr kıyma
1 çay bardağı pirinç
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı tuz
3-4 yemek kaşığı zeytinyağı
isteğe göre kıyılmış maydanoz, taze nane

üzerine;
1 tatlı kaşığı salça
3-4 yemek kaşığı zeytinyağı
1,5-2 su bardağı su
1 çay kaşığı tuz

Yapılışı

Dolmalık biberler temizlenip, yıkanır. Kabaklar iyice yıkanıp, dış kısımları kabak oyacağı ile çizilir ve içi oyulur. İç malzemenin hepsi iyice karıştırılır. Dolmalıkların içine doldurulur. Üzerine küçük birer domates dilimi kapatılıp tencereye dizilir.

Bir tavada salça ve zeytinyağı biraz çevrilir. Üzerine su koyup ısıtılır. Tencereye dizdiğimiz dolmaların üzerine bu salçalı su gezdirilip, 1 çay kaşığı tuz serpilir. Önce orta ateşte, daha sonra ocak kısılarak pişirilir. (yaklaşık 40 dakika)

***************


Eşimin babaannesi kabakların içini oyduktan sonra çıkan parçaları ziyan etmez, patates ve soğan ile birlikte zeytinyağında kavururmuş, dolma pişene kadar çocuklara yedirecek bir katık olurmuş bu kırıntılar. Bende kayınvalidemden öğrendiğim bu yöntemle yapıyorum bu yemeği, her defasında sevgili babaanneye rahmet diliyorum. (küçük bir soğan yemeklik doğranır, 4-5 yemek kaşığı zeytinyağıyla birlikte tavaya alınır. 1-2 dakika çevrilip üzerine minik küpler halinde doğranmış 1 patates ve dolmalık kabakların içinden oyduğumuz parçalar konur. Tuz ekleyip yaklaşık 15 dakika kavrulur.)

Notlar

İçi hazırlarken soğan ve kıymayı çiğden koymayıp, kavurarak ta yapabiliriz.

Kabak kırıntılarına, bir bütün kabağı rendeleyip ekleyerek, ayrıca bir yumurta, tuz, 1-2 kaşık un, kıyılmış maydanoz ve dereotu ilave edip karıştırarak mücver yapabiliriz.

Perşembe, Temmuz 20, 2006

KIYMALI BAMYA


Geçen ay sevgili Papatya'nın sayfasında korukları görünce İzmir'de kayınvalidemle pişirdiğimiz bamyalar gelmişti aklıma, buralarda koruk bulamadığımızı söylemiştim Papatya'ya. Pazarda ev yapımı zeytinler aldığımız egeli bir amca var. 2 hafta önce, zeytinlere bakarken bir sepet bamya ve birazda koruk gördüm tezgahında. Artık her hafta uğruyoruz, bu hafta da deniz börülcesi getirmişti. Hatta geçenlerde yazdığım kahvaltı yazısındaki fesleğeni bile o amcadan almıştım.


Kıymalı Bamya

Malzemeler

Yarım kg bamya
100 gr kıyma (dondurucuda küçücük bir parça kıyma vardı, ben onu koydum biraz az geldi)
1 baş soğan
2-3 orta boy domates
yarım çay bardağı koruk suyu (yoksa limon suyu)
4-5 yemek kaşığı zeytinyağı
3 su bardağı sıcak su

Yapılışı

Bamyalar iyice yıkanıp süzülür. Sap kısımları koni şeklinde kesilerek ayıklanır. Tencereye yağ ve yemeklik doğranmış soğan konup birkaç dakika çevrilir. Kıyma ilave edilip kavrulur. Küp küp doğranmış domatesler ilave edilerek domatesler ezilene kadar kavurmaya devam edilir. 3 su bardağı sıcak su, tuz ve koruk (yada limon) suyu eklenir. (düdüklü tencere kullanılacaksa su miktarı yarıya indirilmelidir) Kaynayan suya ayıklanmış bamyalar atılıp, tencerenin kapağı kapatılır. Kısık ateşte bamyalar yumuşayıncaya kadar pişirilir. (düdüklüde 10-12 dakika yeterli oluyor)

Püf noktalar;

* Bamyayı ovalayarak yıkayıp, sapının kenarındaki iplerinin iyice suya dökülmesini sağlamak ayıklama işlemi sırasında kolaylık sağlar.

* Yıkarken bulaşık eldiveni kullanırsanız bamyanın minik dikenleri ellerinize batmaz.

* Yıkadıktan sonra bamyaları iyice süzdürür hatta süzgeçte biraz kurumasını beklerseniz ayıklarken bamyanın suları daha az uzar ve bıçağa daha az yapışır. (ayıkladıktan sonra bamyayı kesinlikle tekrar yıkamayın)

* Pişirme sırasında yemeği kaşıkla karıştırmayın, bamyalar dağılabilir, sadece tencereyi saplarından tutup sallayın.

Salı, Temmuz 18, 2006

HARELİ MUHALLEBİ

12. yemek etkinliğimizin konusu yaz mevsiminin ideal tatlıları olan sütlü tatlılar ve ev sahibemiz baking fairy. Denediğim tarif, yalancı tavuk göğsü için yaptığımız muhallebi ve zebra kekin harmanlanmasıyla ortaya çıktı. Geçen hafta ilk kez vişneli olarak denemiştim, ikinci denemeyi çikolata ile yaptım. Hafif mayhoş tatları sevenler için vişneli çok iyi bir alternatif, ama çocukların tercihi çikolatalıdan yana.

Çikolatalı Hareli Muhallebi

Malzemeler

1 litre süt
5 yemek kaşığı un
8 yemek kaşığı toz şeker
70 gr tereyağ
5 yemek kaşığı sıvıyağ
1 paket vanilya
40 gr bitter çikolata
2 yemek kaşığı kakao

Yapılışı

Tencereye tereyağı, sıvıyağı ve unu koyup, orta ateşte, fazla sarartmadan 4-5 dakika kavuruyoruz. Ocağı söndürüp, 1 litre soğuk sütü ekliyoruz. Çırpma teliyle hiç topak kalmayıncaya kadar çırpıp, karışımın yarısını başka bir tencereye bölüyoruz. Tencerelerden birine kakaoyu ekliyoruz. Her iki tencereye de 4'er yemek kaşığı tozşeker koyup, karıştırarak pişiriyoruz. Ocaktan aldığımız tencerelerden kakaolu olana bitter çikolatayı, beyaz olana da 1 paket vanilyayı ekliyoruz. Muhallebileri mikserle 1-2 dakika çırpıyoruz. 28-30 cm çapında bir borcamı soğuk su ile çalkalayıp, ortasına bir kepçe beyaz muhallebi döküyoruz. Beyaz muhallebinin tam ortasına gelecek şekilde bir kepçe çikolatalı muhallebi döküyoruz. Bu şekilde bir kepçe birinden, bir kepçe diğerinden dökerek işlemi tamamlıyoruz. Oda sıcaklığına gelinceye kadar bekletip, daha sonra buzdolabına koyup 4-5 saat dinlendiriyoruz.

Vişneli versiyon için yağ, un ve süt ölçüsünü yarıya indirerek yarım ölçü vanilyalı muhallebi yapıyoruz. Ve ayrıca süt yerine vişne suyu kullanarak yarım ölçü de vişneli muhallebi yapıyoruz. Ben vişneli için ev yapımı vişne suyu kullandım. 500 gr vişneyi 3 bardak su ile kaynatıp iyice süzgeçten geçirdim. İstenirse hazır vişne suyuyla da yapılabilir.

Vişneli muhallebiyi un yerine nişasta kullanarak yapınca daha parlak ve berrak bir sonuç alınıyor. (Yarım litre vişne suyuna, azıcık su ile ezilmiş 3 yemek kaşığı nişasta ve 4 yemek kaşığı tozşeker ekleyip, sürekli karıştırarak pişirdim)

Vişneli olanı borcama değilde içini streç film ile kapladığım kelepçeli kalıba döktüm. Buzdolabında iyice soğuduktan sona büyükçe bir cam tabağa ters çevirerek çıkardım, sonra tekrar ters çevirerek servis tabağına aldım.

Pazartesi, Temmuz 10, 2006

YÜRÜYÜŞ



Yaz tatilinin başında çocuklarla birlikte tatilde yapmak istediklerimizi yazdığımız hedef listeleri hazırlamıştık. Benim listemin ilk maddelerinden birisi haftada en az 2-3 kez yürüyüşe çıkmaktı. İstediğim sıklıkta olmasada bu hedefimi gerçekleştirmeye çalışıyorum. Yürüyüş, insanı sıcakların verdiği rehavetten kurtarıyor ve zinde hissetmeyi sağlıyor, ayrıca güne erken başlamaya vesile oluyor. Düzenli yürüyüşün sağlığımıza olumlu etkileri ise hepimizin malumu. Kalp sağlığından, kemiklerin kuvvetlenmesine, kilo kontrolünden, kolestrole kadar pek çok konuda faydalı etkileri var. (yürüyüş tekniklerini ve faydalarını daha ayrıntılı okumak için burayı ve burayı tıklayabilirsiniz)

Çok şükür yürüyüş alanları konusunda yeterli imkanları olan bir şehirde yaşıyoruz. Son yıllarda İzmit Belediyesi çevre düzenlemesi konusunda çok güzel çalışmalar yapıyor. Bu çerçevede yeni yürüyüş yolları ve spor alanları açıldı. Bilenler bilir, eskiden tren İzmit'in içinden, şehrin tam ortasından geçerdi. Tren yolunun iki yanı 100 yıllık dev çınar ağaçlarıyla çevrelenmişti. 4-5 yıl önce demiryolu kaldırıldı, şehrin dışına, sahil tarafına alındı. Ve çınarların arasında kalan, eski rayların olduğu güzergah bakım yapılarak yürüyüş yolu haline getirildi. Şehri bir baştan diğer başa kadar (yaklaşık 4-5 km) bu güzel yoldan yürüyerek geçebiliyoruz. Yere çakılan, mesafeyi gösteren tabelalar sayesinde kaç metre yürüdüdüğümüzüde takip edebiliyoruz. Özellikle sabahları bu yol spor yapan insanlarla doluyor. Akşam üzeri ise yolun şehir dışında kalan kısmı rağbet görüyor.


Kızlar tatil hedeflerini gerçekleştirme yolunda çok daha gayretliler, ikiside yüzme kursuna başladı ve hiç aksatmadan devam ediyorlar:)


Salı, Temmuz 04, 2006

ÇARŞAF BÖREĞİ


Aslında çarşaf böreğinin hamuru mayasız tutulur, ince çıtır çıtır bir börek olur. Ama bu şekilde yapabilmek ustalık gerektirdiği için ben kabarması garanti olsun diye mayalı yapan bir arkadaşımın tarifini kullandım. (Hem bu tarz hamurları mayasız yapmayı pek beceremiyorum, hem de bizim evde mayalı, yumuşak hamurişleri daha çok seviliyor)

Hamuru yoğurup, açıp, tepsiye koyması en fazla bir saat alıyor. Küçük yufkalar yağlanmış olarak 5-10 dakika dinlenince inanılmaz bir esneklik kazanıyor ve kolaylıkla inceltilebiliyor. (Sadece dikkat edilmesi gereken bir nokta var, hamur elinizle açarken o kadar inceliyorki en ufak bir darbede yırtılabiliyor, bu yüzden tırnaklar mutlaka çok kısa olmalı.)

Malzemeler

1 su bardağı ılık süt
yarım su bardağı ılık su
1-2 yemek kaşığı sıvıyağ
10 gr yaşmaya (1/4 paket)
2 çay kaşığı tuz
2 çay kaşığı şeker
Aldığı kadar un (4 bardak kadar)

Yağlamak için;
50 gr eritilmiş tereyağ +1 çay bardağı sıvı yağ

üzerine; kalan yağ ve 1 yumurta sarısı

içi; peynir yada istenilen başka bir iç malzemesi kullanılabilir.

Yapılışı

Mayayı, şeker ve yarım bardak ılık su ile eritin. Süt, sıvıyağ ve tuzu ilave edip, azar azar un ekleyerek yoğurun. Hamur toparlanınca unlanmış masaya alıp 5-10 dakika iyice yoğurun. Ve bekletmeden 8 bezeye ayırın.

Her bezeyi pasta tabağı büyüklüğünde açıp kenara alın ve üzerini tereyağ+sıvıyağ karışımıyla bolca yağlayıp, bu şekilde üstüste koyun. 8 yufkalık grubu bütünüyle tutup ters çevirin. Böylece en üste gelen ilk koyduğumuz yufkayı alıp, masanın ortasına koyun.(geleneksel yöntemde bu işlem bir çarşaf yada sofra bezi üzerinde yapılıyor ama ben etrafı yağlamamak için masada yapmayı tercih ettim) Parmaklarınızla, yumuşak hareketlerle inceltin. (hamur öyle elastik oluyor ki bu işlem kolaylıkla yapılıyor)

İncecik açılan yufkanın uç kısmından biraz içe katlayıp peynir ya da istenilen başka bir iç malzeme koyup, rulo şeklinde sarıyoruz ve ortadan başlayarak tepsiye yerleştiriyoruz. 30 dakika kadar tepsi mayası için bekletiyoruz.

Yağ karışımından 2-3 yemek kaşığı artıyor, kalan yağa 1 yumurta sarısı ilave edip, fırça ile böreğin üzerine sürüyoruz. 180-200 derece fırında kızarana kadar pişiriyoruz.

Ayran veya meyve suyuyla da servis edilebilir ama benim gibi bu sıcaklarda bile çaydan vazgeçemeyenlere börek pişerken bir yandan çayınızı demlemenizi öneririm. (Ertesi güne kalan 1-2 dilimi teflon tavada ısıttım, çok güzel oldu. Misafir için bir gün önceden rahatlıkla hazırlanabilir)

Lütfen alttaki resmin üzerine bir tıklayın ve büyük haline bakın. Hamur nerdeyse soğan zarı kadar inceliyor ve ilk başta açılan tabak büyüklüğündeki yufkalar 60 cm çapına ulaşıyor. Ve bu işlem şaşılacak derecede kolay oluyor. (çarşaf böreğinin bu kısmı bana çok zor görünürdü, yapmak isteyenleri cesaretlendirmek için zor olmadığını belirtmek istedim)

Pazartesi, Temmuz 03, 2006

Yaz Kahvaltıları ve Fesleğenli Mutfaklar


1-2 haftalık tatil ve akraba ziyaretleri dışında yazın büyük bir kısmı evde geçiyor. Ve evde geçen kısmın en güzel yanlarından biri kızlarla, okula yetişme telaşı olmadan yaptığımız sabah kahvaltıları. Bu sabah onlar biraz geç kalkınca ne zamandır denemek istediğim çarşaf böreğini yaptım. (tarifi yarın yazarım inşallah)


Hem kahvaltı hem de yemeklerde yaz sofralarının baştacı karpuz...


Pazardan, Ege'li bir amcadan aldığımız ev yapımı zeytinler...


Her yaz mutfağıma bir saksı fesleğen alıyorum, evdeki herkes gelip geçtikçe sevip, kokluyor.