MUTFAK GÜNCESİ

Ad:
Konum: izmit, Turkey

İletişim: mutfakguncesi@gmail.com

Perşembe, Haziran 29, 2006

MANTARLI VE BİBERLİ PİZZA


Şarküteri ürünleri sevmeyen ama pizza seven biri olarak tercihim genellikle mantarlı pizzadan yana oluyor. Çocuklar sosisli sevdiği için pizzanın sadece benim olan tarafını mantarlı yapabiliyorum.

Genellikle normal kültür mantarı kullanıyorum, bu seferde öyle oldu. Ama geçen haftalarda bir defa istiridye mantarına rastladım bir markette, onunla yaptım pizzayı.(normal mantardan daha geniş görünümlü, yaprak yaprak bir mantar) Kavurmadan, çiğden koydum pizzanın üzerine. Sadece doğradıktan sonra birazcık limon suyu,tuz ve yağ ile ovaladım. Kolayca pişti ve hiç kararmadı, hem görüntüsü, hem de lezzeti normal mantardan daha güzel, pizzaya daha uygun bir mantar.

Malzemeler (30 cm lik tepsi için)

1 su bardağı ılık süt
yarım su bardağı ılık su
10 gr yaşmaya
2 çay kaşığı tuz
2 çay kaşığı şeker
aldığı kadar un (3,5- 4 su bardağı)

iç malzemeleri

10-12 tane mantar
1-2 tane domates
2-3 tane biber
4-5 yemek kaşığı zeytinyağı
1 su bardağı kaşar peyniri rendesi
tuz, kekik

Yapılışı

Mayayı yarım bardak ılık su ve şekerle 10 dakika kabartın. Süt, tuz ve azar azar un ekleyip, yumuşak bir hamur yoğurun. Yarım saat dinlendirin.

Mantarları yıkayıp, kurulayın ve ince ince doğrayın. Tuz ekleyip, zeytinyağında ve harlı ateşte birkaç dakika çevirin. (ocak harlı olursa mantarlar fazla su salmaz) Doğranmış domates ve biberleri ekleyip birkaç dakika daha çevirin ve ocaktan alıp, ılınmaya bırakın. Ilındıktan sonra kekik ekleyip karıştırın.

Hamuru, isterseniz yağlanmış tepsiye koyup elinizle açın, isterseniz önce masanın üzerinde oklava ile biraz açıp, daha sonra tepsiye koyun. Tepside de yarım saat dinlendirin. Üzerine ılınmış olan mantarlı harcı ekleyin. 180 derece ısıtılmış fırında pizzanın altı hafifçe kızarana kadar yaklaşık 20 dakika pişirin. (fırına koyduktan 15-20 dakika sonra tepsiyi çekip, bıçak yardımıyla altını kaldırıp, kızarıp kızarmadığını kontrol edebilirsiniz)

Tepsiyi fırından alıp, kaşar rendesini ekleyin ve üzerine biraz daha kekik serpin. 5 dakika daha fırına sürüp, çıkartın.

Pazartesi, Haziran 26, 2006

TATİL HEDEFLERİ


Bugün pazartesi ve yaz tatilinin ikinci haftasına başladık. Bizim çocukluğumuzda yaz tatili; akşam karanlığına kadar sokakta ip atlamak, saklambaç, yakantop, istop oynamak, bahçeye kilim serip evcilik kurmak demekti. Oyunlarımız bizim için hem spor, hem sosyalleşme, hem de eğlence vasıtasıydı. Ve bu kadar hareketli bir gün, çoğu zaman akşam yemeğinin sonlarına doğru uyuklamakla biterdi. Oturup televizyon izlemek tercihlerimiz arasında en sonuncusu olurdu, bilgisayar denen aletinde sadece adını duymuşluğumuz vardı.

Çocuklarımız maalesef böyle geçiremiyorlar tatillerini. Eğer biz anne-baba olarak onların önüne doğru ve faydalı tercihler sunmazsak ilk tercihleri TV ve bilgisayar oluyor. Ve bu üç aylık zaman dilimi nasıl geçtiğini anlamadan uçup gidiveriyor çocuklarımızın elinden.

Önceki gün bu konuyu konuştuk Aslı ve Zeynep'le, ve tatilimizi daha verimli geçirmek adına bir şeyler yapalım dedik. Birer kağıt alıp ''tatil hedefleri'' başlıklı bir liste yaptık. Ve bu listeye yapmak istediğimiz, fakat ders yılı içinde vakit bulup yapamadıklarımızı yazdık. (çocukları şevklendirmek için bende onlara katılıp bir hedef listesi yazdım) Ve bu listeleri buzdolabının üzerine astık. Mesela Aslı'nın listesinde öğretmeninin tatil için tavsiye ettiği kitapları okumak, yüzme veya tenis kursuna gitmek var. Zeynep'in listesinde ise İstiklal Marşı'nı ezberlemek var. (Geçenlerde istiklal marşının on kıtasını ezbere okuyan bir küçük kızın videosunu izlemişti, ordan geldi bu istek:) Benim listemin ilk maddesi ise aylardır ödemediğim bir park cezasını gidip yatırmak!!!

Bakalım tatilin sonunda hedeflerimizin ne kadarını gerçekleştirmiş olacağız...

Fotoğraf: anaokulu.org

Perşembe, Haziran 22, 2006

PASTA ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELER


Yaz tatilinin başlaması ve çocukların tam gün evde olması bizim evde tatlı tüketimini arttırdı. Evde pasta-kek türü birşeyler olmazsa çocuklar hazır topkeklerden alıyorlar, ben de içinde koruyucu katkılar bulunan hazır gıdaları yememeleri için tatillerde mutfakla daha çok haşır neşir oluyorum. Yazları dışarıdan aldığımız tek tatlı dondurma.

Evde pastaya talep çok olunca bende ne zamandır denemek istediğim iki tarifi denedim. Birde klasik muzlu pasta yaptım. Ama kalpli kalıpta yapıp birazda beyaz çikolatayla süsleyince çocuklar için albenisi yüksek bir pasta oldu.

Pastaların üçünde de pandispanya olarak çikolatalı rulo pastadaki tarifi kullandım. Bu tarife elim alışık olduğundan daha kolay tutturabiliyorum.



İlk pasta, bildiğimiz muzlu pasta. Pandispanya olarak bu tarifi, krema olarak ta profiterol tarifindeki iç kremayı kullandım. Arasına iki tane muzu dilimleyerek koyup, üzerini de beyaz çikolata rendesi ile süsledim.



İkinci tarif Zeytin Ağacı'ndan sevgili Aslı'nın satranç pastası. Hem sunum olarak, hem de lezzet olarak çok güzel oldu. Bu pastayı yaptığım gün kızımın sınıf arkadaşlarından 10-12 kişilik bir grup misafirimiz olacağı için iki tane birden yapmam gerekti. Fırın tepsisine -rulo pasta için hazırladığım gibi- bir tane sade bir tane de kakaolu pandispanya yapıp, her birini 9 şerit halinde kesip, pastaları o şeritlerle oluşturdum. Ayrıntılı tarifi Zeytin Ağacı'nda bulabilirsiniz.




Ve üçüncü pasta sevgili Zinnur'un tarifi. Çok orjinal bir şekli ve sunumu var. Bu resim ilk denememin fotoğrafı. Araya koyduğum sade pandispanyayı biraz kalın yaptığım için küçük ve yüksek bir pasta olmuştu. İkinci kez yaptığımda pandispanyayı daha ince yaptım, ve şeritleride daha ince kestim, çok daha güzel oldu. Ama o pastayı arkadaşıma giderken bütün olarak götürdüğüm için, dilimleyip fotoğrafını çekemedim. Pastanın şekli arkadaşlara o kadar değişik geldiki nasıl yaptığımı uzun uzun anlattırdılar:) Tarifin ayrıntıları, açıklayıcı fotoğraflarla birlikte Bizim Pastane'de.

Bu güzel tarifleri için Zinnur ve Aslı'ya çok teşekkürler!

Perşembe, Haziran 15, 2006

PATATESLİ-PEYNİRLİ POĞAÇA


Genellikle kahvaltı için yaptığım, pratik bir poğaça. İç malzemeleri hamurun içine karıştırıldığı için yuvarlaması fazla zaman almıyor, çok kısa bir sürede yapılabiliyor.

Malzemeler

2 yumurta (birinin sarısı üzerine)
2 -3 tane haşlanmış, ezilmiş küçük patates (ezilmiş hali 1,5 su bardağı kadar olacak)
1,5 paket kabartma tozu
1 su bardağı ufalanmış yağsız beyaz peynir
1 su bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çay bardağı eritilmiş tereyağ
isteğe göre kıyılmış maydanoz, pulbiber, karabiber...
2-3 çay kaşığı tuz(tuz miktarını peynirin tuzunu dikkate alarak ayarlayın)
Aldığı kadar un (un ölçüsü yazamıyorum, çünkü peynirin yumuşak-sert oluşuna, yoğurdun sulu-katı oluşuna göre değişebiliyor)

Yapılışı

Un hariç diğer malzemenin hepsi(peynir, patates de dahil) yoğurma kabına alınır. Yavaş yavaş un ekleyerek yumuşak bir hamur yoğrulur. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, yuvarlayarak yağlanmış tepsiye dizilir. 15 dakika dinlendirdikten sonra üzerine yumurta sarısı sürülür, 180 derece fırında pişirilir.

Cuma, Haziran 09, 2006

ÇİKOLATALI YAZ PASTASI


Mevsim yaza dönüp, havalar iyice ısınmaya başlayınca dondurma ve diğer soğuk tatlıların zamanı da geldi. Bu pasta hem dondurmaya benzeyen tadıyla tam bu mevsim için uygun, hem de yapımı çok pratik bir yaz pastası.

Malzemeler

2 poşet krem şanti
1,5 su bardağı soğuk süt
3 paket kakaolu piknik bisküvi
3 paket tadelle

Çikolatalı sos için;
2 su bardağı süt
2 yemek kaşığı un
3 yemek kaşığı şeker
2 yemek kaşığı kakao
1 kare bitter çikolata

Yapılışı

Toz krem şantiyi süt ile birlikte iyice çırpın. İçine ufak ufak kırılmış bisküvileri katın. Tadelleyi bıçakla ince ince kıyıp karışıma ekleyin ve karıştırın. Kelepçeli kalıbın içini streç film ile kaplayıp, karışımı dökün. 4-5 saat buzlukta dondurun.

Sosu için; süt, un, kakao ve şekeri karıştırarak pişirin. Ocaktan indirip, içine kırılmış bitter çikolatayı ekleyin ve karıştırarak erimesini sağlayın. Sosun kabuk bağlamaması için arada bir çırpma teliyle karıştırarak iyice soğutun.

Donmuş olan pastayı dilimleyip tabağa alın ve üzerine soğuttuğunuz çikolatalı sostan dökerek servis yapın.

Notlar

Bu çikolatalı sosu profiterol üzerine de kullanabilirsiniz.

Pastayı hazırlarken krem şantili karışıma iri çekilmiş fındık ekleyebilirsiniz.

Çarşamba, Haziran 07, 2006

ÖĞRETMENİM, CANIM BENİM...


Bizim evde herhangi bir sabah kahvaltısı;


Anne: -Kızım, biraz da peynir ye, bak çok faydalı.
Zeynep: -Yemiycem, ben tereyağlı ekmek yiyorum şimdi.

Başka bir sabah;

Anne: -Hadi yavrum, birazcık peynir ye, büyümen için gerekli.
Zeynep: -Yok, yemiycem, ben fındık ezmesi yicem.

Veee, geçen sabah;

Zeynep: -Anne, peynir koy tabağıma, öğretmenim dedi ki, peynir yersek dişlerimiz çok sağlam olurmuş.
Anne: - Hadi ya, sahi mi?!!!

***************

Akşam üzeri;

Her akşam okul dönüşü kızlar hepbir ağızdan okullarında olan biteni anlatmaktadır. Anne ikisini birden dinlemeye çalışır, ama gürültü ve kargaşadan ikisininde ne anlattığını doğru düzgün anlayamaz. Kızları teker teker konuşmak konusunda ikna etmek pek kolay değildir. Ama bir akşam, Aslı bıcır bıcır birşeyler anlatırken Zeynep'te bir sessizlik hakimdir. Normalde, önce kendisi konuşmak için çığlık atarak ablasını susturma girişiminde bulunması gerekirken, parmak kaldırarak konuşma izni istemektedir, hayırdır inşallah.

Anne: -Kızım burası okul değil, parmak kaldırmadan da konuşabilirisin, yeter ki birbirinizin sözünü kesmeden konuşun.

Zeynep: -Olmaz anne, parmak kaldırmam lazım, öğretmenim dedi ki; -bağırarak konuşmanıza gerek yok, parmağınızı kaldırın yeter, parmağınız bana sessizce -öğretmenim, ben birşey söylemek istiyorum, der:))

****************


Okullar haftaya kapanıyor. Zeynep çok sevdiği anaokulundan ve öğretmeninden ayrılıp, ablasının okulundaki anasınıfına başlıyor artık. Çocuklarımıza verdiğiniz emek ve kattığınız her güzellik için çok teşekkürler Behice öğretmenim...

Pazartesi, Haziran 05, 2006

KAHVALTI PİDESİ


Pazar kahvaltısı için yaptığım pideler. İç malzemesi olarak domates- biber- peynir- lor karışımı kullandım, İsteğe göre kaşarlı- sucuklu, patatesli, ıspanaklı vs... malzemeyle de yapılabilir.

Malzemeler

1 su bardağı ılık süt
Yarım su bardağı ılık su
14 gr yaşmaya (bir paket mayanın üçte biri)
2 çay kaşığı tuz
2 çay kaşığı şeker
1 yumurta (akı içine, sarısı üzerine)
1 yemek kaşığı sıvıyağ
Aldığı kadar un

İç Malzemesi;
2 orta boy domates
2 biber
200 gr peynir

Yapılışı

İçini hazırlamak için, domateslerin kabuklarını soyup, küçük küpler halinde doğrayın. Biberleri de ince ince doğrayın. Peyniri ekleyip hepsini karıştırın. (peynirin tuzu az ise karışıma biraz tuz ekleyebilirsiniz. İsteğe göre pulbiber, kekik vs.. eklenebilir)

Yoğurma kabına, maya, yarım bardak ılık su ve 2 çay kaşığı şekeri koyup 10 dakika bekletin. Erimiş olan mayanın üzerine, tuz, süt ve yumurta akını koyup, un ekleyerek yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğurun. (Yumurta akını ziyan olmasın diye katıyoruz, isterseniz peynirli karışıma da ekleyebilirsiniz)

Hamuru 10-15 dakika dinlendirin ve 7-8 parçaya bölün. Her parçayı 20 cm çapında (yaklaşık bir karış) açın. Ortasına iç malzemeden koyup, iki kenarı ortaya doğru kapatarak pide şekli verin. Tepside 30-40 dakika mayalandırın. Yumurtanın sarısını 1 yemek kaşığı sıvıyağ ile inceltip, fırça ile pidelerin kenarlarına sürün. 200 derece fırında hafifçe pembeleşene kadar pişirin. Fırından çıkarınca üzerine bir bez örtüp, 5-10 dakika dinlendirin.

Cuma, Haziran 02, 2006

SEBZE-MEYVE MANAVIN TEZGAHINDA MI YETİŞİR?


Yeme-içme hayatımızın devamı için zorunlu ihtiyaçlarımızdan, belki de en zevk alarak yerine getirdiğimiz zorunluluk. Şehir hayatının bizi bağ bahçeden koparması, yediğimiz yiyecekleri bir fabrikadan çıkmışcasına tezgah ve raflarda dizili halde bulmamız, bu nimetlerin yetişmesindeki mucizeye bizi biraz gafil kılıyor. Oysa bir tohumun atılıp, filizlenmesi, daha sonra çiçeklenip, o çiçeklerin yavaş yavaş meyveye dönüşmesi ve bunların görünüş itibarıyla cansız, kapkara bir topraktan çıkması gerçekten mucizevi bir olay.Üstelik toprağın siyahlığına inat hepsi de nasıl rengarenk! Peki ya bizi mesteden, iştamızı kabartan o kokuları, topraktan öyle kokular devşirilmesi mucizenin ta kendisi değil mi?



Toprağın bağrına atılmış tohum, rahmet dediğimiz yağmurla sulanıp, güneşle beslenerek bizim için hazırlanır. Tamamen olgunlaşmış meyveyi koparıp bize getiren işçiye, pazarcıya bile bir fiyat öderiz. Ya bu nimetleri yaratan, O bizden şükür istemez mi?